İnsan gönlünü Allah’a kapattıkça hisleri de köreliyor. Allah’ı anlamak için de baştaki göz, kafadaki akıl yetmiyor. Akıl Allah’ı görse de gönül kapalı olduğu için bunu umursamıyor veya inkar için farklı yollar arıyor.
Yaşamın sırrı o kadar karmaşıktır ki. Bütün filozoflar, düşünürler, peygamberler hatta bütün insanlar onu çözmeye çalışır. İnsanın yaşamdan aldığı tecrübeler, kavrayışlar aslında o girift bulmacayı çözmek için elde ettiği birikimlerdir. Tanrı, çözmemizi istiyor, sayısız bulmacanın bir o kadar sayısız cevabı yaşamın sırrını oluşturuyor. Bu yüzden yaşamın sırrı bir kitapla, bir sözle, bir kişiyle anlaşılabilecek bir iş değildir. Çünkü Yaşamın Sırrı Tanrı’nın sırrıdır. Tanrı meleklere ilk defa “Yeryüzünde bir halife yaratacağım!” diye seslendiğinde Melekler; “Biz seni şükrünle yüceltir ve takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?” demişlerdi “Şüphesiz ben sizin bilmediğinizi bilirim” diye karşılık verdi Tanrı. İşte bu cevapta belli oluyor yaşamın sayısız sırlarla dolu olduğu. Tanrı neyi kast ettiğini söylemiyor, fakat çok sırlar olduğunu bildiriyor. Peki çözülmeyi bekleyen bu kadar gizem insanın canını sıkmaz mı? Bu soru Albert Einstein’...
Ne kadar sığ bakıyorsun yaşama. Tezgahında bu kadar sırlar olan yaşamın, mutfağında ne kadar büyük harikalar olduğunu nasıl anlayamıyorsun. Bir yaşama uyanan tohumun içindeki harikaları görememen, içindeki Dünyanın olmamasından şüphe ettiriyor mu seni? Öyleyse her saniye Dünya yüzüne gözlerini açan katrilyonlarca yaşamın arkasında işleyen harika Dünyadan şüphe edecek bir sebep yok dostum
Yorumlar
Yorum Gönder